Semerkant'tan Titanic'e uzanan yol!

26 Şubat 2016 Cuma

 Amin Maalouf…  Maalouf kalemiyle bu kadar geç tanışmanın verdiği hüznün yanında “İyi ki okumuşum” sevinci yaşıyorum. Eseri bitirdikten sonra durup uzun uzun düşünmekten kendimi alıkoyamadım. Yazarın diğer eserlerini de bir an önce okumak için kendime söz verdim!

Ah Semerkant…  Eser olaylar Ömer Hayyam’ın Semerkant kadısı Ebu Tahir ile yollarının kesişmesi sonrası başlıyor. Kitapta Ömer Hayyam’ın yaşamı, İran tarihi akıcı bir dille anlatılmış. Hayyam’ın, Cihan mahlasını kullanan şair sevgilisi, Selçuklu veziri Nizamülmülk’ ün davetine icabeti gereği yollardaki macerası, Hasan bin Ali Sabbah ile karşılaşmaları ve dostlukları, sarayda dönen türlü entrikalar, güç savaşları, Hayyam’ın rubaiyatları, Semerkant Yazması ve daha niceleri. İran tarihine yakından bir bakış, hem de sıkılmadan!

Dört bölümden oluşan romanın diğer yarısında ise anne ve babasını Ömer Hayyam hayranlığının buluşturduğu Benjamin anlatılıyor. Benjamin Omar… Omar, Hayyam’ın elden ele dolaşan, kaybolan  Semerkant Yazması’na ulaşmak için yollar aşıyor ve iki kez İran’a geliyor. Benjamin’in, İran’ın bağımsızlıkla mücadele sürecinde yaşananlarda ki rolü, yaşadığı büyük aşk anlatılıyor. Sevdiği kadınla birlikte Semerkant Yazması’nı alarak kendine yeni bir yol çizmek isteyen Benjamin ne yazık ki Titanic’e biniyor! Kaçınılmaz sonda, Yazma okyanusun karanlık sularına gömülüyor…

Evet, bu roman kurgusu itibariyle tarih okumayı sevmeyenlere bile tarihi sevdirecektir diyebilirim. Deneyin, pişman olmayacağınızı göreceksiniz.

Usta Hayyam’a selam olsun…


Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz:
Kuklacı Felek Usta, kuklalar da biz.
Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer;
Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz.

                                                  Ömer Hayyam

0 yorum:

Yorum Gönder