Son zamanlarda düşünmekten uyuyamaz oldum. Çünkü karşımda
yıkılması gereken koca bir dağ var ve ben yolun çok başındayım!
Lisans eğitimimi tamamlayalı neredeyse bir yıl dolacak! Ben
henüz ne doğru düzgün bir işe girebilmiş durumdayım ne de umut ettiğim yaşamın
içinde. Umudumu kaybetmişte değilim, aman ha yanlış anlaşılmasın! Ancak artık
pek sabrım kalmadığını da eklemezsem olmaz. Çünkü artık daha üretmek istiyorum,
hayatı önce kendim sonra başkaları için daha yaşanabilir kılmak adına üretmek…
Artık, insanların meraklı bakışları arasında “Neden bu
bölümü okudun? Bak şunun şusu bu bölümü bitirmişte bu işi yapıyormuş. Başka
meslek mi kalmadı?” sorularına sinirlenmeden cevap verme kotamı dolduruyorum. J Ey ahali, duyduk duymadık
demeyin; Bizde okuduk. Hayal kurarak, istediğimiz dünya standardına ulaşmak
için, daha rahat yaşayabilmek – yaşatabilmek için, amaçlarımızın peşinde
koşabilmek için ilk yolun okumaktan geçtiğini düşündük. Ama mezun olunca, ‘bazı’ işverenler
tarafından
sömürüleceğimizi
düşünemedik!
Onca yıl okuyup da sonrasında “Önce stajyer olacaksın”
diyenlerle karşılaşacağımızı, maaşını alamayan- işten çıkarılan- hakkı yenen çalışanlardan
olacağımızı düşünemedik. Kendini dünyanın ortasına koyup da başkalarını küçük
görenlerin yanına denk geleceğimizi düşünemedik. Mobbinge maruz kalacağımızı,
buna rağmen üretmeye çalıştıkça dibe çekeceklerini düşünemedik. Ya da ben düşünemedim!
İş buldum diye sevinirken maaş alamadım, işten ayrıldım, hala aylar öncesinin
maaşını bekliyorum. Yatırılacağı ise muamma…
Demem o ki; yapmayın. Yeni
mezunları sömürülecek kaz olarak görmekten vazgeçin. Sizin hiç
çoluğunuz, çocuğunuz yok mu? Onlara aynısını yapsalar hoşunuza gider mi? J Bence gitmez çünkü
sizin hatırı sayılır tanıdıklarınız en güzel bağlantılarıyla onları güzel bir
işe yerleştirir ve ömrü billah rahat ederler. Peki, hakkı yenen bizler ne
yapacağız. Bir isyan ateşi de biz mi yakalım? Yok ya, kardeşçe yaşayalım.
Valla, bak.
0 yorum:
Yorum Gönder